SOSYAL MEDYA FENOMENLERİNE VERGİ

Sosyal medya fenomenlerine vergi

Geçen haftanın basında yer alan en önemli! konularından biri idi sosyal medya hesaplarında reklam yapanların vergilendirilmesi. Bu açıklamayı maliye bakanı yapıyor. Hatta ve hatta 2013 yılı arşivlerine bakarsanız nerdeyse kelimesi kelimesine aynı şeyleri o dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de söylemişti. Demek ki 3 yılda bir olduğuna göre 2019 daki Maliye Bakanı da aynı şeyi söyleyecek öngörüsü, kuşkusuz hiç de kaçınılmaz değil.

Bir anlamda iyi sonuçta herkesin bir şeyin farkına varması sağlanıyor. O da; Türkiyede, her şeyde olduğu gibi sosyal medya gelirlerinde de, kayıt dışılık had safhada. Ama olayı bilenler açısından olay biraz daha karışık görünüyor.

Sanki; Türkiyede bırakın bu tür reklam gelirlerini E-Ticaret konusunda ciddi bir çalışma yapılmış, yapılan araştırmalar değerlendirilmiş, bürokratlar bu konuda yıllardır OECD ile yapılan çalışmaların veya tavsiye kararlarının üzerinden sular seller gibi çalışmış, hadi onu bir kenara bırakalım dünya elektronik ticaret konusunda bir uzlaşmaya varmış da bizim haberimiz yok !

Sadece işyeri tanımını değiştirerek vergilendirme yapabileceğini sananlar var. E o zaman demezler mi adama bu kadar kolaydı da ne diye yıllar boyu bu internet üzerinden, hatta televizyonlarda yayınlanan reklamlardan elde edilen gelirler vergilendirilemedi ?

Sorun öyle sadece işyeri sorunu değil. Elbette işyeri elektronik ticaretin vergilendirilmesi sorunun en büyük kaynağı. Daha doğrusu işyeri tarifi. Hoş bizim Vergi Usul Kanunumuz işyeri tanımını neredeyse sınırsız tarif etmiş. Buna rağmen işyeri hala sorun diyorsak demek ki bizim vergi kanunlarına göre değil uluslararası mecrada çözülmesi gereken veya üzerinde anlaşmaya varılması gereken şeyler var.

Uluslararası vergilendirme prosedüründe sadece sizin iç kaynaklı hukuk yeterli değil. Özellikle bu gibi durumlarda yani iki farklı devletin vatandaşı veya şirketi vergisel anlamda birbirleri ile karşı karşıya geliyorsa, devletlerin birbirleri ile yaptıkları anlaşmalar ile (Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları) çözüm yolları aranmaktadır.
Genellikle birbirine çok yakın olan bu anlaşmalarda da elektronik ticareti vergilendirmeye yönelik çok açık hükümler bulunmuyor maalesef. Hatta bu anlaşmalarda mukimlik ve işyeri tanımları işi iyice çıkmaza sokuyor.
E-Ticaretin günümüz bilişim teknolojilerinin sunduğu imkânlarla geldiği nokta doğal olarak bu platformlarda işlem yapanlarının kimler olduğu, hangi ülke veya bölgede yerleşik oldukları, hizmeti nerde sundukları, bilgi güvenliğinin ne derece karşılandığı, elektronik fon transferlerinde veya sanal kredi mekanizmalarına yaptıkları katkı/olumsuzluklar anlamında da birtakım soruları gündeme taşımaktadır.
OECD nin elektronik ticaretin vergilendirilmesine model anlaşma metinleri mevcut.

Konu burada anlatılması sayfalar sürecek kadar zor bir konu. Ancak çok değerli insanlar bu konuda araştırma yapmış, tezler hazırlamış ve kitaplar yazmıştır. Hala da tartışılmakta olan ve zaman ve teknolojinin hızla değişiyor olması sebebiyle günden güne boyut değiştiren elektronik ticaretin vergilendirilmesi sadece Türkiyenin değil tüm dünyanın ortak bir sorunudur.

Ayrıca E-Ticaretin getirdiği vergisel sorunlar oldukça ağır ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir. Örneğin çeşitli ülkelerdeki vergi oranları ile vergi matrahlarındaki farklılıkların üretim ya da ticaret kalıplarında sapmalara neden olmasıdır. Diğer taraftan, uluslararası hukuk açısından belirli somut bir olayda vergilendirme yetkisinin hangi ülke tarafından kullanılacağını belirlemenin giderek güçleşmesidir.
İdari uygulamalara ilişkin sorunların gün geçtikçe ağırlaşmakta ve bu alanda yasal düzenlemelerin yetersiz kalmaktadır. Yine E ticaret ile birlikte sanal şirketlerin ortaya çıkmakı, şirket ve müşterilerin farklı ülkelerde olması ve farklı vergi düzenlemelerine tabi kılınması da ayrı birer sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yani konu uluslararası düzeyde tartışılan ve çözüm yolları için görüşmeler yapılan bir konudur. Sadece sosyal medya reklamlarından ibaret olmadığı gibi sadece bir kanunda yer alan (ki bize göre zaten kanun sınırsız yetki vermiş olduğu halde) madde değişikliği ile çözümlenecek bir klonu değildir.

Ali Rıza Akbulut

EKOHABER

Bir cevap yazın