DOLAR YANGININDA KRİTİK HAFTA

DOLAR YANGININDA ARTIK ÖNLEM HAFTASI

Döviz kurunun hareketlendiği 27 Ocak’tan bu yana Türk Lirası yüzde 11’le dolar karşısında en çok değer kaybeden üçüncü para durumunda. Faiz artırımına giden Brezilya’nın para biriminde değer kaybı yüzde 19’u bulurken Rusya ile örtük bir savaş içindeki Ukrayna yüzde 40’la en çok değer yitiren para birimi.

Yılbaşından bu yana da dolar endeksi 90.269’dan 97.725’e çıktı ve yüzde 8.3 arttı. Buna karşılık gelişmekte olan ülke kurlarının ortalama kaybı yüzde 4.2’de kalırken TL’nin dolar karşısındaki kaybı ise yüzde 12.4’ü buldu ve dünya sıralamasında ilk beşte yerini aldı.

KAYIPTA ETKİLİ 3 FAKTÖR:

TL’nin değer kaybına uğramasında üç ana faktör sıralanabilir.

1- Biri, faizleri hızla indirmediği için Merkez Bankası’nın ve oradan giderek ekonomi yönetiminin sert bir şekilde eleştirilmesi ki, seçim sonrasında görev almayacakları sonucuna çıkar. İç ve dış ekonomi çevreleri ile piyasaların güvenini kazanmış 12 yıllık ekonomi yönetiminin değişmesinin seçim öncesinde ortaya konulması önemli bir gelişme. Piyasa dostu ekonomi yönetimi gidecek ama yerine nasıl bir yönetimin geleceği sorusu zaten nazlanmaya başlayan küresel sermaye için iyi bir kaçış gerekçesi oluşturuyor.

2- Kaldı ki seçimin kendisi zaten bir belirsizlik kaynağı. Başbakan Davutoğlu ile ABD’de finans çevreleriyle görüşmeye giden heyette yer alan eski Borsa Başkanıİbrahim Turhan’ın Yeni Şafak’ta “Seçimden sonra Türkiye’ye fon akar”demesi de, bu gerçeği işaret ediyor. Seçim öncesi ortamında yabancı para Türkiye’ye pek gelmek istemiyor.

3- Seçim ve ekonomi yönetiminin değişmesi yanında doların hızla yükselmesi, TL’nin değer kaybında asıl büyük etkiyi oluşturuyor. TL değer kaybının büyük kısmına son bir ayda uğradı. Burada da tarım dışı istihdama bağlı FED’in ilk faiz artırımını erkene çekeceği, buna bağlı doların değerlenmesi ve fonların ABD’ye doğru gitmesi etkili oluyor.

KRİTİK HAFTA:

Doların artışını iç ve dış nedenler tetiklemiş olsa da, şimdiye kadar yabancıların daha çok işlem yaptığını, yerlilerin ise geri durduklarını gözlemledik. Bankalarda yerlilere ait döviz hesaplarının artmaması bunu doğrular nitelikte.

-Ancak herkesin gözü önünde cereyan eden ve çok kısa süreye sığan böylesi kazançlara yerleşiklerin kayıtsız kalma alışkanlığı pek yoktur. Geçen hafta sonuna doğru spekülatif ruhun yeniden hortlamaya başladığını gözlemledik.Eğer önlemler bu haftaya yetişmezse veya bu hafta dolara yönelmeyi durduracak yeni bir şey ortaya konulamazsa iş işten geçmiş olabilir.Sonra bu yangını söndürmek yine mümkün ama bedeli ağır olur.

-Bu çerçevede Merkez Bankası şimdiye kadar etkili bir müdahale yapmadı. Bunu ister döviz satarak isterse likiditeyi çekerek yapsın, faiz ve Merkez Bankası tartışmaları soğumadan alınacak önlemler baştan başarısız kalabilirdi. Bu açıdanCumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu hafta önlem alınacağını açıklaması kritik bir gelişme. Tartışmayı başlatan kendisiydi, bitirmesi de kendisinin elinde ve bitirirse bunun pozitif bir etkisi olur.

-Bu adıma bağlı olarak dolardaki yangın kontrol altına alınabilir ama tamamen söndürülmesini bu aşamada beklemeyelim. Çünkü içeride seçim ve ekonomi yönetiminin değişmesi varlığını sürdürecek, dışarıda da dolar ve FED’in adımlarına karşı yapacağımız bir şey yok.

İKİ CAMBAZ BİR İPTE OYNAMAZ

Başlıktaki sözü dolar ve altın bir kez daha doğruladı. Çünkü altın yıla iyi başladı ama devamında dolar tırmanmaya başlayınca bu çıkışını sürdüremedi. Şubat ayında altının değer artışı aslında yok. Onsu 1.279 dolardan 1.213 dolara indi ve yüzde 5.1 değer kaybetti. Ama altın dolarla alınıp satılıyor. Türkiye’ye de dolarla ithal ediliyor. Bu nedenle düşen altın fiyatları, Türkiye’de doların TL karşısındaki artışı kadar töprülendi. Bu artış ay sonundan ay sonuna yüzde 3.7 düzeyinde oldu.

Doların son olarak cuma günü tarım dışı istihdam verisiyle birlikte hızla yükselmesi de altını aynı hızla düşürdü. Altının ons fiyatı 1.164 dolara indi. Böylece altın bir haftada yüzde 4 daha düşüş yaşadı. Bu düşüşü mart ayındaki verilerde göreceğiz. Dolar yükseldikçe altını aşağı doğru bastırıyor. Çünkü halef selef, ikisi de dünya parası.

Altın şubat devreden çıkınca geriye sadece döviz kaldı. Dolar yüzde 3.7, Euro yüzde 2.7 ve sepet kur da yüzde 3.2 arttı. Diğer tüm getiriler negatife döndü.

LİRAYI ASIL İŞ BULAN ABD’LİLER YAKTI

Türk Lirası son bir ayda yüzde 9 değer kaybetti. Son bir ayı tesadüf seçmedik. Tam bir ay önce 6 Şubat’ta ABD’nin ocak ayı tarım dışı istihdam verisi açıklanmıştı ve çok güçlü gelmişti. Bununla birlikte FED’in faiz artırım beklentileri sonbahardan hazirana doğru çekildi. Buna bağlı olarak hem Amerikan faizleri yükseldi hem de dolar değerlendikçe değerlendi. Gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi ve tahvil piyasalarından likiditenin çekilip ABD varlıklarına yatırılması ise faizlerin artışını nispeten sınırladı.

6 Mart’ta bu kez şubat ayı istihdam verileri açıklandı. Ocak kadar güçlü değildi ama işsizlik yüzde 5.5’e indi, beklenenden 50 bin kişilik fazla istihdam yaratıldı ve ABD son 12 aydır kesintisiz 200 bin kişinin üzerinde istihdam yaratmayı başardı. Bu da son 20 yılda yakalanmış en iyi istihdam gelişmesi. Üstelik yüzde 5.5 uzun vadeli doğal işsizlik oranı olarak kabul ediliyor. Küresel krizden önce ABD’nin işsizliği en düşük yüzde 4.4’e kadar gerilemişti.

Doğal olarak bu son veri de doları yeniden ateşledi, ABD faizlerini artırdı, altın fiyatlarını vurdu. Doların artışı karşısında hemen hemen tüm dünya paraları geriledi.

Üstelik en yakın rakibi Euro Bölgesi tam da ABD’nin tersine hareket etmeye hazırlanırken buna paralel para birimi tarihi değer kayıplarına uğradı. Euro dolar paritesi 11 yıl aradan sonra 1.08 düzeyine indi. Euro Bölgesi’nin trilyon Euro’luk parasal genişlemesi bugün itibarıyla uygulamaya giriyor.

Sonuçta Dolar Endeksi iki istihdam verisi açıklanması arasında yani son bir ayda yüzde 2.23 arttı, Gelişmekte olan ülke kurları yüzde 3.23 düştü, Doların TL karşısındaki artışı da yüzde 9.2’yi buldu.

SONUÇ: “Her şeyin bir oltası bulunur.” Türk atasözü

Abdurrahman YILDIRIM

HABERTÜRK

Bir cevap yazın